Çarşamba, Şubat 17, 2010

Lan bu karı manyak mı diyenlere...

Şimdii siz Allah bilir diyorsunuzdur : "Lan bu karı manyak mı ? Aklına estikçe antin kuntin şarkıların sözlerini blogluyor. Bize ne lan bunlardan ?". Haklısınız, doğrusunuz ama hani ben şey diye... Böyle paylaşayım herkeslerle, siz benle paylaşın... Bir paylaşım olayına girelim diye... Blogcu, okuyucu, izleyici, dinleyici, simitçi hep beraber kendimizi bir aile ortamında hissedelim falan... Sonuçta şu üç günlük beş haftalık bir buçuk aylık dünyada kimimiz var başka diye...

İşte öyle düşündüm de yaptım... Evet ben düşündüm bütün bunları. Tek başıma. =D

kkthxttyl o.o"

Muse - Undisclosed Desires

(bkz : günün şarkısı )



I know you've suffered,
But I don't want you to hide,
It's cold and loveless,
I won't let you be denied

Soothing,
I'll make you feel pure,
Trust me,
You can be sure

I want to reconcile the violence in your heart
I want to recognize your beauty is not just a mask,
I want to exorcise the demons from your past,
I want to satisfy the undisclosed desires in your heart

You trick your lovers,
That you're wicked and divine,
You may be a sinner,
But your innocence is mine

Please me,
Show me how it's done,
Tease me,

Trust me

You are the one


Ekleme : Yani ben aslında hiç üşenmedim, madem sözlerini verdim klibini de koyayım dedim ama... Beceremedim gene... (bkz : dif bir cahil hatta cüheladır )

Pazar, Şubat 14, 2010

İstek Listesi - Madde 2

Aslan yelesi saçlarımla herkes tarafından tanınmak istiyorum...

İstek Listesi - Madde 1

Gece hiç olmasın, karanlık düşünceler basmasın istiyorum...

Cumartesi, Şubat 13, 2010

Atakule ve Çelişkiler...

Ben evi özledim...

Teoride yaklaşık bir haftadır evimdeyim, pratikte ders kaydı, öss başvurusu, faturalar, bazı bir takım gereksiz işler peşinde koşuşturmaktayım.

Sözde bugün bütün gün evdeydim ben. Misler gibi köşeme kurulup, ders neyin çalışıp oda toplayacaktım. Çok şahane dinlenip pazartesi nahlet olası okul dönemine başlayacaktım. Hikaye arkadaş, benim neyime köşede oturmak falan. Çok bana tüm gün evde kalmak, eşşek gibi semer vurup sokak sokak dolaştırmak lazım beni...

Dün gece saat 12'ye 10 kala Lodos'un Kenti'nden Can aradı. "Abi otobüsüm on dakikaya kalkıyor, yarın sabah 8'de Başkent'teyim." Daha geçen haftaya kadar Lodos'un Kenti'nde olmama rağmen kendimi evlere tıktığım için görememiştim Can'ı. Ne nurlu sıfatlarımızı görebildik ne de bir kelam edebildik adam gibi. Hal böyle olunca, e bir de Can taa oralardan gelince aklım gitti, sabah uyanır uyanmaz gene döküldüm yollara. Ev, oda, köşe hak getire...

Günüm şahane geçti o ayrı. Seyyah gibi gezdik koca Başkent'i. Ben şahane bir turist havasındaydım zaten, sanki yıllardır burada yaşamıyormuş gibi tipik köyden-indim-şehre psikozu yaşadım.

Meğerse yıllardır yaşadığım şehri hiç bilememişim ben saygıdeğer blog. Bin yıldır görmemiştim Atakule'yi, tepesinde çay içerken aşağıdaki ışık denizi bana her fırsatta sövdüğüm bu şehrin ne kadar büyük olduğunu anlattı. Aslında belki de başka bir şehre, başka bir ülkeye gitmeme gerek yoktu kaybolabilmek için. Belki becerirsem bu koca şehirde de kaybolabilirdim, yeterince büyüktü burası. Bu şehir de beni yutabilirdi belki...

Sonra eve döndüm ve ne kadar saçmaladığımı farkettim. Kürkçü dükkanınla aynı şehirdeyken nasıl kaybolabilirsin ki ? <.<

Kaybolmak istemek ve evi özlemek... Evet bu bir çelişkidir...

Allah seni inandırsın, ayaklarıma kara sular indi Necibe hanımteyze...

Bi' Keresinde Biz...

Nephe ilen değişik bir şeye başladık bugün... Yani aslında bugüne kısmetmiş (bkz : dif bir erteleme uzmanıdır).

http://bikeresindebiz.blogspot.com/

Ya evet... Yaptık biz bunu...

Cuma, Şubat 12, 2010

Kopyala / Yapıştır Beni Bebeğim...

Çok öfkeliyim saygıdeğer blog...
Ne kadar cinim varsa hepsi tepeme çıktı, waffle partisi veriyorlar şu an...
Aynı zamanda bir kısım hayalim bir daha onarılamayacak şekilde kırıldı... Onları çöpe atmaktan başka çarem kalmadı... ( Edit : hayaller kırılmaz yıkılır. bkz : dif bir cahildir, hatta cüheladır)

Uzun zamandır berrybella adıyla bir blog daha açmayı düşünüyordum... Hani ufak tefek fikirlerimin hayata geçmiş hallerini internet alemiyle paylaşayım diye. Blogger sorun çıkarmasın diye berrybellayla başlayan bir gmail adresi bile almıştım. Az önce denedim ve Blogger bana dedi ki ;

"Üzgünüz ancak bu isim uygun değildir. Şunlardan birini kullanın :

berrybella-berrybella"

Çenem göbeğimde, gözlerim saçlarıma karışmış, hasiktir ifadesiyle kalakaldım. Yok ya, dedim. Benden başka bir allahın kulu bu ismi bulmuş, sevmiş ve kullanmış olamaz. Ama varmış... Üşenmedim, almak istediğim adresi yazdım, karşıma bir takım fotoğrafların paylaşıldığı italyanca / ispanyolca / ingilizce karman çorman bir sayfa çıktı...
Ve o sayfa hala duruyor...
O alan adı da - veya ne zımbırtıysa - bana ait olmadan varlığını sürdürmekte. Bir başkasına ait olarak hem de...

Hep sadece bana ait olan, benden başka kimsenin sevmeyeceği, orijinal bir nickim olsun istedim saygıdeğer blog... Hani google'da o kelime aratıldığında bana ait şeyler çıksın falan...

Hakkaten eşsiz değilmişiz ya şu dünyada... İster Çin'de olsun ister Kanada'da ister Sibirya'da, hakkaten başka biri bizimle aynı şeyleri düşünebiliyormuş. İstesek de istemesek de orijinal kalamıyormuşuz şu kopyala / yapıştır dünyada...

İnternet çıktı orijinallik bozuldu şerefsizim...

Çok sinirliyim saygıdeğer blog. Bir fikir mühendisi olarak hezimete uğratıldım an itibariyle...

Çarşamba, Şubat 03, 2010

Elfen Lied



Saat 2'de uyanır uyanmaz başladığım Elfen Lied'ı an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Kendime gelince bir şeyler yazacağım hakkında galiba. Kendime gelince ama. Falan filan fişmekan.

Salı, Şubat 02, 2010

Yorumlar ve Cevaplar ( dif bir cahildir, hatta cüheladır )

Ayrıca arkadaşlar, utana sıkıla belirtmek istiyorum ki, ben bu blog zımbırtısında yapılan yorumlara nasıl cevap yazılacağını bilmiyorum. Haliyle cevap yazamıyorum. Haliye siz benim saygısız, umursamaz, kimseyi muhattap almaz, şirret bir insan olduğumu düşünüyorsunuz. Ama durum sandığınız gibi değil, cehaletten bu.
Hakkaten nasıl cevap yazılacağını bilmiyorum ya...

Sanal Fırtına...

İki gündür dinmek bitmedi şu lanet fırtına. Kastı kavurdu her yeri, sabaha kadar dışarıda Pink Floyd konser veriyor sanki...
Bir de yağmur ki seni beni boğar atar Allah korusun...

Fazla bir şey düşünmek istemiyorum bu ara. Beynim yorgun gibi sanki. Hani eski insanlar der ya "Ruhum yoruldu vallaha billaha Necibe hanımcım, Allah seni inandırsın..." diye. Benim de beynim yoruldu vallaha billaha Necibe hanımteyze. Böyle bir ağırlık var kafa tarafımda, neye delaletse artık.

Notlar açıklanmış, ben gene kalmışım... Dün onca fırtınada gene gittim şu lanet harcı yatırdım. Sırılsıklam oldum vallaha billaha Necibe hanımteyze...

Bir yanlızlık tutkusu peydah oldu bana bir de şu aralar. Asırlarca yanlız kalasım var. Bana en yakın insan msn kadar uzak olsun istiyorum. Hayatı FB'den takip edeyim, bilimum etkinliklere internetten katılayım istiyorum. Gerekirse online olarak eğitim göreyim, sanal alemde çalışayım. Online dating sitelerinden hayatımın aşkını bulup msn'de görüntülü evleneyim, sanal bebeğim olsun...
Hayat bayram olsun...

Gibi hastalıklı düşünceler beni esir alırsa...

Allah seni inandırsın, beni deli diye tımarhaneye tıkacaklar Necibe hanımteyze...
Related Posts with Thumbnails