aslan yelesi kıvamındaki saçlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aslan yelesi kıvamındaki saçlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 07, 2011

madem bir bloga sahibim, neden saçmalamıyorum ki ?



Bol küfürlü cevaplar vermek istediğim sorular var bugünlerde.

Ne zaman "Hah, her şey yolunda. Bir süre böyle kalalım n'olur." desem, bir şeyler gene tepetaklak oluyor. Çok saçma.
Hayır, bu defa bakış açımda bir problem yok.

Nefes alacak zamana ihtiyacın olduğunda, hayat hız limitini zorlar.

Zamana karşı yarıştığında, zaman genişlemeye başlar.  

"- Artık gidelim buradan, ne olursun. Gitme zamanı gelmedi mi hala ?" dedim.
Verdiği hiçbir cevap, beni tatmin etmedi. Tatmin olma eşiğim çok yükselmiş meğersem.

Bölümlerce X-Men izledim, kesmedi. Çılgınlar gibi müzik dinledim, yetmedi. Filmlere gömüldüm, olmadı. Derse daldım, yok. Kendimi neye boğsam bilemiyorum.
Kendimi neyle boğsam bilemiyorum.

Bunalımda değilim. Bunalamıyorum bile. Şaka gibi.

Kollarımı boynuna dolayıp, başımı göğsüne gömüp, manyaklar gibi ağlamak istiyorum. O hiçbir şey demesin, sadece önceden yaptığı gibi saçlarımı okşasın istiyorum.
Ben kollarımı boynuna dolamaktan korkarken, O saçlarımı okşamaktan çekinirken hem de.
Şu halde bile manyaklar gibi ağlamaktan kilometrelerce uzağım.

Cümle kurmaya bile üşeniyorum. Ve bu halde yazı yazmaya çalışıyorum burada. Acınası haldeyim.

Benim saçlarımı O'ndan önce kimse okşamadı. Hep çok katı yasalarla korudum saçlarımı.
O geldi, yasa masa kalmadı.
Birileri yasalarımı yıkabildiğinde mutlu oluyorum. Demek ki, o kadar da katı biri değilmişim.

Keşke biri beni alıp götürse bir yerlere. Benden uzağa. Çok sıkıldım kendimden.

"- Bugünümüze şükredelim." dedi.
Verdiğim hiçbir cevap, onu tatmin etmedi. Tatmin olma eşiğinin bu kadar yüksek olduğunu bilmezdim.

Tarihin neden tekerrür ettiğini hiç anlamıyorum. Birincisinde anlamadık mı ? Neden bir ikinciye ihtiyacımız var ki? Pekiştirdikçe daha mı iyi kavranıyor yaşananlar ?
Bu hayatın bize "Geri zekalı." deme şekli olabilir mi ?

Cevabını bilmek istemediğim sorular var bugünlerde.

Bir telefon kadar yakın olan insan, başınızı göğsüne gömüp ağlamak istediğinizde bir telefon kadar uzak oluyor. Telefon burada uzaklık birimi olarak kullanılmıştır.

Türkçe'nin esnekliği bize ne kazandırmadı ki ?

Ne zaman Tanrı'dan bahsetmeye kalksam, orada bir duruyorum. Geri sarıp cümlemin üzerinden geçiyorum, sonra bahsediyorum kendisinden. Umarım o da aynı özeni benim için gösteriyordur.

Yaklaşan sınavlarım olduğunu biliyor muydunuz ? Ben de onlara karşı boş değilim.

Yakında kendi yasımı tutacağım.

Kutuyu bir defa açıp bakman kedinin ölmüş olmadığını kanıtlamaz. Belki kedi o sırada ölmedi, ama kapak kapandıktan sonra bir anda ölüverdi. Evet, ana fikirden uzaklaştığımın farkındayım. Ben bir rövanş istiyorum.

Olasılıklar evreninde yaşamaya devam ediyoruz.

Bence yine de, çok mutlu olabiliriz.



Pazar, Mart 06, 2011

yelesine söven aslan bizden değildir... #blogumadokunma


Size saçlarımdan bahsetmek istiyorum.

"- Evet, sonunda delirdin. 'Blogspot'u nasıl olsa kapattılar, ne kadar saçmalarsam saçmalayayım kimse okuyamayacak nasıl olsa.' diyorsun, değil mi ?"

Hayır canım, alakası yok. Bence zaten saç gayet önemlidir, hakkında konuşulması ve üzerinde düşünülmesi gerekir. Herkes saçından bahsedebilir, hatta bahsetmelidir de. Saç candır.
Ama söz konusu ben olunca, saç bambaşkadır. Çünkü benim saçlarım bambaşka. Ve bu bambaşkalık maalesef iyi anlamda değil.

Türlü türlü saç vardır ya hani. Kimisinin saçı uzundur, kimisinin kısa. Bazısının düz, diğerinin kıvırcık, berikinin dalgalı falan.
Benim saçlarım bu genellemelerin hiçbirine uymaz. Aslında benim saçlarım hiçbir genellemeye uymaz. Saçlarımı niteleyen tek bir kelime vardır ; kabarık.

Düzleştiririm, kabarırlar. Açık bırakırım, daha çok kabarırlar. Çeşitli şekil vericiler kullanırım, inatla kabarırlar. Bakım ürünleri denerim, hiç umursamaz ve kabarırlar. Uzatırım, uzun uzun kabarırlar. Kısa kestiririm, mutluluktan iyice kabarırlar. Yarım toplarım, hiç affetmez, kabarırlar. Tamamını toplarım, isyan eder, kabarırlar.
Benim saçlarım anarşiktirler, hizaya gelmezler. Kabarırlar.

Hayatımın 0.27'si saçlarımı ıslah etmeye çalışmak ve başarısız olmakla geçmiştir. Ama yıldığım da görülmemiştir, eninde sonunda çözülecek bir fizik problemi gibi görürüm saçlarımı.
Onlar beni ne olarak görürler bilmiyorum tabi.

Kimileri saçlarımın çok gür olduğunu düşünür. Kimileri çok sağlıklı. Bazıları kıskanırken öbürleri kendi saçlarına bakıp şükreder. 
Komik olduklarını düşünenler de vardır mesela, seksi bulanlar da vardır.
Bense gereksiz ve vazgeçilmez bulurum kendilerini.
Bugün kendi içimde çelişmeyi yaşam biçimim olarak benimsemişsem, saçlarım yüzündendir.

Tuhaf bir ilişkimiz vardır saçlarımla. Sürekli azar yerler benden mesela, ama hiçbir taraflarına takmazlar sözlerimi. Beni ve şikayetlerimi gayet gereksiz bulurlar.
Kendi halime bırakıldığımda saatlerce saçlarımdan yakınabilirim. Ama bir yandan da taparım onlara. Değil bir tellerine, bir mikrometrelerine zarar gelmesine dayanamam.
Türlü çeşit renge bürünmüşlükleri vardır, toplamda üç defa cayır cayır yanmışlıkları vardır. Ama hala turp gibidirler maşallah. Tıra bağlasan çekerler, bana mısın demezler.
Güçlü olmayı ve yılmamayı saçlarımdan öğrendim ben. Ha bir de otoriteye karşı durmayı. Evet.

İltifat almayı pek sevmem, pek samimi bulmam açıkçası. Bana çok fazla iltifat eden olmaz da zaten - yada olur ama ben umursamadığım için unuturum genelde. 
Saçlarım dışında.
Onlarla ilgili söylenen -iyi veya kötü- hiçbir kelimeyi kolay kolay unutmam.
Saçlarıma iltifat edin ve erimemi izleyin. Yeterince iltifat edin ve beni tavlayın.
Evet, bu şekilde tavlanmışlığım var. İtiraf ediyorum.

Kabarık saçlarım ve ben bir arada yaşayamayan yapışık ikizlere güzel bir örnek teşkil ederiz.
Onlar beni ben yaparlar, ben de elimde olsa hepsini kazıtırım.

Bir de ; 
Adam ol, bloguma dokunma. Almayayım türevini.

Related Posts with Thumbnails