Çarşamba, Kasım 09, 2011

katty'nin intiharı #5 sonun başlangıcı...



Sekiz gün yedi gece. Yedi gün altı gece. Altı gün beş gece...
Biri sağ yanını mesken tutmuş, gördüğü her hatana alkış tutuyor. Biri arkana geçmiş, senin görmez tarafından bulduğu her fırsatta intihar ediyor. Nicedir beklediğin o uğruna ölünesi övgüler sövgülere karışmış, bilinmeyen uzaklardan kulaklarını tırmalıyor.
Günler gecelere bulanmış, geceler zihnine bulaşmış, yüceltilen zekanın her bir ilmeği bir yeni kördüğüme gebe. Kendine duyduğun güven geçirmiş kafasına bir siyah çuval, giyotinin başında hazır ola durmuş. Kendine duyduğun güven giyotinin başında tam da yerini bulmuş. Hala bulamadığın şu çok efsane amacın birilerinin arzularına araç olmuş, şimdi boş zamanlarında kendi hayatına renk katmak için senin kanını emiyor.
Sen bunları hak etmedin. Sen bunları hak etmedin.
Sen hiçbir şeyi hak edemedin.
Hukukun onlara verdiği yetkiye dayanarak yetmiş iki milletin egemenliği altına girmişsin. Sen vermen gereken kurtuluş savaşında hükmen yenilmişsin. Sahne ışıkları altından gelen birileri sana nice roller yazmış, sen elemeleri geçememişsin. Yaşadığın her an önüne yepyeni yollar açan bir Tanrı varmış, sen inanmayı reddetmişsin.
Beş gün dört gece. Dört gün üç gece...
Çıldırmanın eşiğini kim ne zaman bu kadar yükseltmiş? Deliliğe düzülen övgüler ne zaman bu kadar popülerleşmiş? Kendine geldiğinde istikrarından hiçbir şey kaybetmemiş olacağına olan inancınla kendine duyduğun sonu gelmez saygının arasındaki bağlar çoktan kırıldı. Hani mükemmel mantık örgün Faraday kafesi gibi zihnini dışarıdan gelen saldırılara karşı koruyacaktı?
Tarih ve tekerrür iki büyük kavramdı, insanlığın en büyük hatası bu iki kavramı birbirlerine bağlamak oldu.
Yine boşluktasın, yeniden boşluktasın. Gerçekten bu kadar ucuz kurtulacağını mı sanmıştın?
Üç gün iki gece. İki gün bir gece...
Burası sınır, burası son, bulunduğun bu nokta sonsuzlukla eş anlamda kullanılıyor. Kimse sigarana ateş tutmayacak burada, kimse cebindeki az kullanılmış peçeteyi seninle paylaşmayacak. Burası tüm varoluşlarının kendini tükettiği yer, sen burada artık var olamazsın. Sen burada artık ölemezsin. Senden başka kimsenin anlamını bilmediği o dört duvar sana mezar bile olamaz. Burası bir gece, burası hep gece. Burada zaman sonsuz, karanlık sınırsız. Burası senin içindeki kara deliğin katılaşıp somutlaştığı kırılma noktası.
Sen buraya kendin geldin. Sen buraya bilerek, isteyerek geldin.
Sen buraya geri kalanları bırakmaya geldin.
Bir gece, bir gece. Bir gece, tek gece. Gece, hep gece...
Kendi içine son kez çöktün, seni kimsenin çıkarmasını bekleme. Burası senin kendi sonsuzluğun, burası senin için tek gerçek son aslında. Ve buradan da çıkmayı başarabilirsen, sana söz veriyorum, bir daha asla geri dönmeyeceksin.


Her son kendine özgü bir yolla başlar, mesela bir diğer sonun başlangıcı.


3 yorum:

mjoranda dedi ki...

ellerinden öperim :*

dif dedi ki...

Gül yanaklarından öperim?
:*

Leyla Tekin dedi ki...

8? Ve güzel..,.

Related Posts with Thumbnails